Selam..
Bir konuşmaya bir yazıya öncelikle selamla başlamak ne güzel bir inceliktir.
Genelde insanlar bu kelimeyi sadece merhaba,nehaber,vs.eşanlamlısı olarak kullanırlarki eksiktir yetmez.
Öncelikle,SELAM Allah'(cc)ın doksan dokuz isminden biridir,Her türlü eksik sıfatlardan ve nosanlıktan uzak salim anlamını taşır.
Söylenen insana büyük güven verir.Bilerek veya bilmeyerek Allah'(cc)ın ismi zikir edildiğinden ortamda bir güven oluşur.
Selam öylesine söylenen bir kelime değildir.Bu kelimeyle başlayan bir mesaja cevap vermemek hele hele selam vereni arkadaş olarak kabul etmemek gibi bir saygısızlığım kesinlikle olamaz.
Sizinde dediğiniz gibi internet ortamında her türlü yazı ve kişiyle karşılaşa
bilirsiniz.Sizin sorularınıza ve fikirlerinize bir mesajda çevaplamam yeterli
olamaz.Bu yaşantımızda huzuru bulmak ve bundan sonraki alemdede yerimizi hazırlamak istersek Öncelikle yaradılış vatanımızla dünyada oluşumuzu bir düşünmemiz gerekiyor insan Kutsal kitaplara inanmasa bile kendisinin ne maksatla yaradıldığını düşünmesi gerekir.
Hayat'ta var oluşunun sebebi annesi ile babasıdır,onların görevi sadece tohumu toprağa ekmektir,bundan sonrasına isteselerde müdahale edemezler idare artık bir başka iradededir..
Bu irade öyle bir iradeki Onu ondan başkası bilemez fakat O varlığınıda herzaman hissettirir,
KİMSE Ben yaptım oldu demesin O Allah'(cc)ki Babayı iktidarsız, Anneyide erkek düşmanı bir lezbiyen veya kısır olarak yarata bilirdi.
Dereye gidip suyu dolduran suya sahip çıkıyor.Suyun O dereye nasıl geldiğini ne aşamalardan geçerek su olduğunu düşünüp akıl erdiremiyen insan ancak suya sahip çıkabilir. Aklı olan''kendisi dahil''hiç birşeyin kendisine ait olmadığına karar verip sahip çıkmaktan vazgeçer.
Hiçbir zaman sahiplenemeyeceğimiz şeyler için koşturup duruyoruz.
Örnek,ne kavimler geldi geçti bizlerden yapıca daha kuvvetliydiler bizden daha büyük binalar saraylar yapmışlardı ve keselerce, odalarca altınları vardı, Ne oldu onlara değil mallarına canlarına mezarlarına bile sahip çıkamadılar silinip gittiler.
Herşeye kafa tutan akıllı olduğunu düşünen insan dünyanın en küçük yaratığına yenik düşer bunada akıl erdiremez.
Aklı olanlar için büyük bir ibret vardır bunda!!!
HAŞA Allah'(cc)a kafa tutar ama onun yarattığı en küçük canlı olan
mikroba yenik düşer.
Düşünmek lazım Allah'(cc)ın yarattıkları arasında en küçük ve hiç beyinsiz bir yaratığına mağlup oluyorsunda daha ne diye efeleniyorsun inkar ediyorsun...
Bu yüce gücün önünde eğilmek secde etmek acizlik değildir.
Huzuruna çıkmana izin verdiği için büyük şereftir.
Aslında dünyaya gelişimiz Havva anamız yüzünderdir.
Şeytan, Gerçekten havva anamıza doğruyu söylemişti, O yasak meyveyi yiyince ölümsüz ve Cenabı Allahın yaratma gücüne sahip olacaktı!
İnsan yaradanın gücünü unutup, Nefsinin arzusuyla iktidar olmak istedi ve neticede de öyle oldu.
Şeytan yaradana karşı kadını kandırdı kadında erkeği kandırdı ve üçüde,
Allah'(c.c.)a karşı gelmişlerdi;
Cenabı Allah insandaki nefsin karakterini çok iyi biliyordu ve onu sınavlara tabi tutacaktı! Bu sebeble şeytana O bilgiyi verip azdıran yine Cenabı Allah'tı.
İlk sınavı insan kaybetmişti ve daha çok sınavdan geçmesi gerekiyordu!
Artık yaratıcının gücüne ve ezeli güzel ve huzurlu bir hayata sahip olmak
Sandığı gibi beleşten bir lütuf olmayacaktı.KAZANIP HAK ETMESİ GEREKİYORDU,
Sınav yeri olarak Belli bir süreye kadar dünyaya sürüldü .
Şimdi bazı dostlarımızın din veya dinsizlik kavramları farklı olduğundan, ikinci bir dirilişe '' Hayvansal bedeni bırakıp asli bedene kavuşmaya '' inanmazlar ve sadece insanın yaradılışını dünyalık sayarlar.
Şöyle bir durup düşünecek olursak insan bedeninin et, kemik ve sudan ibaret olmadığını günlük yaşantımızın her safhasında diğer bedenlerinde devrede olduklarını anlarız.
Uyanmamızdan yatışımımıza kadar bir çelişkiler zincirini yaşar dururuz doğuşumuzdan buyana aynı çelişkileri yaşadığımız için hiç yadırgamayız.
Örneklersek bir kör'e kör olduğu söylenmezse körlüğünün farkında olmaz.bir sağır, bir dilsiz içinde aynıdır.
Bu kusurlar maddesel olduğu için herkes bunu kabul eder.Birde insanın gözle görülmeyip kulakla duyulmayan bedenleride var.
Biliriz kabul etmekte zorlanırız.
Kendini tanımayan insan yaratıcı bir gücü hiç tanıyamaz.
Yani (Örnek olduğu için)Kör'e sen görmüyorsun ama dünya çok renkli biz seni görüyoruz fakat sen bizi göremiyorsun dendiği zaman kör kendisindeki noksanlığı anlaya bilir.
Fakat tam tersi olduğunu düşünürsek (insaanların durumu budur.) Körlerin olduğu bir topluluğa gören bir kişi gelse ve deseki siz körsünüz kardeşlerim ben sizin görmediklerinizi görüyorum ortam rengarenk gök mavi ağaçlar yeşil dese, Kimse bu adamaz inanmaz hatta deli damgası vururlardı.
Peygamberler körler arasında gören adamlardır.
Her zamanda deli damgası yemişlerdir.
Bir olguyu görmemek,duymamak veya dokunamamak, O şeyin yokluğu anlamına gelmez. İnsanlara ancak anlayabileceği kadar anlata bilirsiniz.
Fazla geriye gitmeyin yirmisene önce benim internet arkadaşlarım var ben onlarla konuşuyorum,görüşüyorum deseydiniz sizede ozaman deli damgası vurulurdu alay konusu olurdunuz. Peygamberlerin ve Kutsal kitaplarında parça parça gelmesi bu sebebtendir.
Öyle olmasına nazaran halen kavranamamışlardır.
Dünyada 6 milyar insan olduğu var sayılıyor ve herkes anne ve babasının ruhani değil nefsi şehvetlerinden dolayı iradelerinin zayıflığından faydalanarak bugün dünyadalar.
Konuya dini açıdan bakmadan evvel maddi olarak kendimizi tanımamız gerekiyor.
Görünüşte tekbirbedeniz et ve kemikten oluşan hayvani varlığımız;diğer bedenlerimiz olmasa herhangi bir hayvandan farkımız yok aslında.
Bizleri insan yapan ruh,nefs ve iradedir.Hepsi farklı yapı ve karektere sahip bu bedenler insanın idari kadrolarını oluşturuyorlar.
Yaradılışta Allah'(cc)ın secde edilmesini istediği bu dörtlü kodrodur.Allah insanın bedenini yaratıp nefsini ve iradesini verdiği zaman secde edilmesini istememiş; Ne zaman ki kendisinden, Ruh'u üfürünce secde edilmesini istemiştir.Burada secde yine Allah'(cc)a dır.
Kendimizi bu şekilde kabullenirsek cahilliğimiz yüzünden büyüklük tasladığımızı anlarız.
Kendimizi tanımaktan bahsederken bu dörtlüyü ayrı ayrı sınıflandırmamız gerekir.
Kimin ne yaptığını anlamalıyız.
RUH, Allah'(cc)tan olduğu için hiçbir zaman insanı kötü ve yanlış yönlendirmez.
Kuralcı ve katıdır,Meleklerle arası iyidir.
NEFİS, çok zayıf karakterli oluğundan hiç zora gelemez herzaman herşeyin güzelini ve rahatını sever.Ruhun istekleri ona ağırgelir,Şeytanla arası iyi olduğundan her işin kolayını ve rahatını ondan öğrenir. Şeytan sanıldığı gibi meleklerden değil,Cinlerdendir.
İRADE, karar mercidir ve insan onda saklıdır, Ruh'tan veya Nefis'ten aldığı talimatlarla karar verir ve maddesel bedenin uygulamasını sağlar.
MADDE Beden İradenin yönetimi olmadan hareket edemez.Şimdi Bir aynaya bakarsanız
göreceğiniz Madde beden'dir.
Bu benmiyim diye soran İradedir.Ayna olmasaydı irade bedenini tanıyamayacaktı, Ayna sayesinde bedenini tanıyabilmiştir.
Daha önce tanışmadığı ama var olduğunu bildiği Ruh ve Nefsi nasıl tanıyacaktır onları görmesini sağlayan herhangi bir araçta yoktur.
Ancak Görmediğimiz halde devamlı talimat aldığımız, Nefs ile Ruhu nasıl ayırt edeceğiz ve tanıyacağız.
Ruh ve Nefs'in karekterlerini biliyoruz buna göre gelen talimatın kime ait olduğunu anlamaya çalışarak egzersiz yaparsak,kısa zaman sonra kimin ne söylediğini anlarız.
Örneklersek: Bir kediye taş at diyen Nefis, Bir kediyi sev okşa diyen Ruh'tur.
Bir kuşa taş at diyen Nefis, Bir kuşa yem at diyen Ruh'tur.
Çatlayana kadar ye diyen Nefis,Doydun şişmeden kalk diyen Ruh'tur.
Bundan sonra İrade kararı verir Madde beden uygular..
Nefsimizin isteklerine dur dediğimiz zaman huzura giden yola ilk adımı attık demektir.
Kuvvetli sağlam bir imanla Rabbimizin bizden istediği gibi Ona kul olduğumuzu bilerek itaet edersek sınav sonunda iyi bir tatili hak ederiz..
Her insanda yaratma gücü vardır, Dünyada rabbimiz sadece bu gücü kullanma iznini Peygamberlere, sabreden ve şükreden dostlarına vermiştir.
Rabbimiz izin verdiği için, Hz.NUH (a.s.) yağmur yağdırdı, Hz. İbrahim (a.s.) ateşte yanmadı,
Hz. Musa (a.s.) denize  yürüyerek girdi, Hz.süleyman (a.s.) bütün mahlukatla konuştu,
Hz.İsa çamura can verdi, Hz. Muhammed (s.a.s.) zaman ve mekandan münezzeh oldu...
Her insan yaradanın vasıflarını taşır! Sadece izin verdikleri bu vasıfları kazana bilir...
İstemeyene verilmez verileceğini umarak iste! Bu istemeye zikir denir..
Rabbim sabreden ve şükreden kullarını sever....

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

0 yorum yazılmıştır

« ÖNCEKİ :: SONRAKİ »

DOĞRULAR CENABI ALLAH'TAN,YANLIŞLAR BENDENDİR Öğüt almasını bilen insan akıllı insandır... Arzulara ve eşyaya ulaşmak insana mutluluk vermez.. Eşyaya sahip olmanın mutluluğu bir sonraki sürümü çıkıncaya kadardır. Arzusuna kavuşan, yeni bir mutsuzluğun, kapısını aralamış olur... Sonsuz mutluluğun anahtarı, Başkalarının mutluluğunda gizlidir.. Bir başkasını mutlu etmekle mutlu olan, Her mutlu ettiği insanda, yeni bir mutluluk bulur...

Son Yazılarım

Bir dileyen vardır elbet!
Selam Sevgili dostlar.
Can Simidi
VARLIĞI KABUL EDİLMEYEN IRK MAYMUNİNS'LER
ALLAH'(c.c.)IN GAZABINDAN EMİNMİ OLDUNUZ?
ÇİVİLİ FIÇI
HAK'KI BATIL'DAN AYIRAN.
Dilediği zaman dilediğini yapan, O.
TABAK SEVDİĞİ DERİYİ YERDEN YERE ÇARPAR.
Eşek semeri sahiplense ne fayda: Eşeğinde, semerinde sahibi var.
KÖRLER VE SAĞIRLAR, BİRBİRİNİ AĞIRLAR.
BİR DE! BENİ DİNLE!
DAHA ÖNCE SAPITANLAR GİBİ NASILDA SAPKINLIĞI TERCİH ETTİNİZ?
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK
Film Bitti
Ey Yolcu
VAHŞET
Ayıkın Artık
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal
Kır Gönlünün Put'larını
Kadın ve Zinet
HAYIRLARA GİTSİN
ŞEYTANI AZDIRAN RAB'BİM KULLARINI İSLAH ET
CAHİL'LİKTEN DİNSİZ, İMANSISLAR
Aldanma

Bağlantılarım

Bir Dosta cevap - hak yol - Blogcu




hak yol

Canlı Radyo Dinle

5000 den fazla radyo kanalını canlı dinleyin.

HAYAT OYUN VE EĞLENCEDİR İYİ EĞLENCELER. HAYAT OYUN VE EĞLENCEDİR İYİ EĞLENCELER.