
Dünya büyük bir (Ekonomi,ahlak,din,insan hakları,açlık,vs.)savaşla boğuşurken, küçük bir kasabada,(Ülkede) yoksulluk içindeki halk ve entel dantel işçileri başka uğraşlar içindedir...
Aydın-çoban çatışması, şeriatçı laik tartışması, çıkarcı eşraf ve idare-i maslahatçılık filmin başlıca eleştiri noktaları...
"Değirmen", sinemamızda az yapılagelen türden ilginç, keskin bir siyasal taşlama, anlattıkları günümüz Türkiye'siyle de koşutluklar kuran çok düzeyli bir ince güldürü.
Olaylar 1914 yıllarında küçük bir Anadolu kasabasında geçer. Bulgar kızı Nadya'nın oturak alemlerine katılması, o yörede bir sorun haline gelir. Bu nedenle de kaymakam Halil Hilmi, Nadya'yı kasabadan sürdürmek ister. Kaymakam ilk kez katıldığı bir bağevi eğlencesinde Nadya ile karşılaşır. Nadya oynamaya başlayınca eğlencenin düzenlendiği ev birden sarsılır. Davetliler zelzele paniğiyle kaçışırlar.Bu arbedede merdivenlerden yuvarlanan kaymakam gözünü hükümet konağının bahçesinde açar. Yüzü gözü sargılar içindedir. Deprem söylentisi Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarını aşıp hızla yayılınca Yalanı gercekleştirmek için kasaba elbirliği ile gerçekten yıkılır.Gülün, Gülün Gerçekten çok komik! Benim gözlerim yaşardı!
.
0 yorum yazılmıştır