Anayasaların adaletsizliği ve kayırgan tutumu,
Hitab ettiği halklara, Hak ve merhamet ile davranmaz.
Rabbin yazdırdığı; BABA-YASA' yı rafa kaldırıp,
İleri gelen bir kaç insanın kendi elleriyle yazdığı,
Dünya'lık nefsaniyet'lik çıkarları muhafaza eden, Hak ve rahmetten uzak,
Şekilci, Robotik bir sistem oluşturan, Anayasalar İnsanlığa asırlardır
rezillik ve sefalet getirmiştir. Kendi elleriyle yazdıklarına inanan ve
kendi aralarından ilahlar edinen insanlık hiçbir zaman huzura ve felaha
kavuşamaz.
İnsanın yasasını ciddiye alıyorsunuz da!
Rabbin yasasına  kör, sağır ve dilsiz kalıyorsunuz.
Anayasayı masadan rafa kaldırın, Baba-Yasa'yı raftan masaya koyma zamanı.

HAK'KI BATIL'DAN AYIRAN.
Ne mubarek yücedir ki, O, feyzi bereketi ile bütün alemine duyurması için,
Kuluna, Hak ve Batılı öğretendir, O.
O'dur ki; Göklerin ve yerin sahibi, Çocuğu da, Mülk'te ortağı da yoktur O'nun.
Her mahluku yarattı bir taktir ile çizdi fıtratının  sınırlarını yazdı kaderlerini.
Hal böyle iken, O'ndan yüz çevirip dünyalık, nefsi bir takım ilahlar edindiler ki
onlar hiç birşey yaratamaz hatta icatta edemezler, Kendileri yaratılıp icat edilmişken.
Kendi kendilerine ne bir zarar nede bir fayda vermeye güçleri yoktur.
İlah edinip taptıkları metaların ne öldürmeye ne yaşatmaya nede öldükten sonra
diriltmeye kudretleri yoktur.
İmansızlar bu sözlerin uydurulmuş olduklarını söylediler.
Buna birileri akıl verip tastik ediliyor dediler.
Menfaatlerine ters düştüğü için doğruluğunu bile, bile yalanladılar.
Nasılda yalanladılar, öncekilerin masallarını derleyip yazıyor dediler.
Kulum deki imansızlara: Göklerin ve yerlerin bilinmeyenini bilen bu sözleri söyleyen.
O, Allah, Rahim ve Gafur olandır.
Bir de bu nasıl bir resüldür: yemek yiyor bizim gibi çarşılarda geziyor,
Yanında bir melek olmalı değilmiydi hizmetini ve haberciliğini yapan dediler.
Veya ona bir hazîne bırakılıverse, yâhud güzel bir bağçesi olsa da ondan yese ya!
hem o imansızlar deli bu büyulenmiş dediler.
Bak senin hakkında ne kıyaslar, ne temsiller yaptılar da çıkmaza saptılar,
artık hiç bir yol bulamazlar.
Öyle yücedir ki, O, dilerse sana onların söylediklerinden daha hayırlısını verir,
Altından ırmaklar akar Cennetler, sana köşkler de yapar.
İş onların söyledikleri gibi değil. Onlar o kıyamet saatini yalanladılar. Ve biz,
kıyamet saatini yalanlayanlara alevli bir ateş hazırlamışızdır.
O, onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar onun kaynayan öfkesini ve uğultusunu işitirler.
Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında,
orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"
Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.
De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa korunanlara vaat edilen o sürekli cennet mi?
O cennet de bu korunanların ödülü ve dönüş yeridir."
Onlar için orada, diledikleri herşey sürekli vardır.
Bu, Rabbin üzerinde sorumluluğu üstlenilen bir vaattir.
Onları ve ilah edinip taptıklarını haşredeceği gün şöyle sorar:
"Şunların ilah dedikleri; kullarımı siz mi saptırdınız yoksa onlar mı yoldan çıktılar?"
Derler ki: "Tespih ederiz seni; seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmazdı.
Ama sen onları ve atalarını öylesine nimetlendirdin ki, Kur'an'ı unuttular,
helâke giden bir topluluk oldular."
İşte, haklarında söz söyledikleriniz ilah dedikleriniz de sizi yalanladılar.
Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı bulabilirsiniz.
Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de mutlaka yemek yiyorlar, sokaklarda yürüyorlardı.
Biz sizi birbiriniz için imtihan aracı yaptık. Sabrediyor musunuz?
Rabbin her şeyi görmektedir.
Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?"
Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.
Melekleri görecekleri günde, o günahkârlara hiçbir hayırlı müjde yoktur.
Şöyle diyecekler: "Yasaktır, yasaklanmıştır!"
Yaptıkları her işin önüne geçmiş, onu un ufak hale getirip silmişizdir.
O gün, konakladıkları yer çok hayırlı,
dinlenip eğlendikleri yer çok güzel olanlar, cennet halkıdır.
Gün olur, gök, bulutlarla yarılır ve melekler ardarda indirilir.
O gün tek irade ve keyfiyet Rahman'ındır. Ve o, kâfirler için çok zorlu bir gündür.
O gün, zalim, ellerini ısırarak diyecek ki: "Ne olurdu, resulle birlikte bir yol tutsaydım!"
"Ah, ne olurdu, falancayı dost edinmeseydim!"
"Kur'an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan. Şeytan, insan için bir rezil ediciymiş der."
Resul de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı dışlanmış halde tuttular bende şahitim."
Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik.
Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter.
Gerçeği örten nankör imansızlar dediler ki: "Kur'an ona toptan, bir kerede indirilsedi ya!
" Biz böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım.
Biz onu parça parça ayet ayet okuyarak izah ettik.
Onlar sana bir mesel getirdikçe,biz sana hakkı ve en güzel yorumu öğretiriz.
O, yüzleri üstü cehenneme sevk edilecek olanlar, mekân bakımından en şerli,
yol bakımından en sapık kişilerdir.
Yemin olsun ki, biz Mûsa'ya Kitap verdik. Kardeşi Hârun'u da onun yanında vezir yaptık.
Ardından şöyle dedik: "Ayetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin.
" Kısa bir zaman sonra da o topluluğu yerle bir ettik.
Ve Nûh kavmini de: Resulleri yalanladıkları için boğup, insanlara bir ibret yaptık.
Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.
Âd'ı, Semûd'u, Ress, halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri yere batırdık.
Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.
Yemin olsun, onlar o kötülük yağmuruna tutulan kente vardılar. ( üzerinde yaşıyordular da )
Peki onu görmüyormuydular? Hayır, ( görüyorlardı da ) onlar dirilip hesap vermeyi ummuyorlardı.
Seni gördüklerinde, şu şekilde alaya almaktan başka şey yapmazlar:
"Allah, resul olarak şunu mu gönderdi?"
"İmansızlar; Eğer biz ilahlarımıza sadık olmasaydık,
bu bizi ilahlarımızdan saptıracaktı, dediler.
" Azabı gördüklerinde, yolca kimin daha sapık olduğunu bilecekler.
Nefsi ve dünyalık arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?
Yoksa sen bunların çoğunun işittiklerini, aklettiklerini mi sanıyorsun?
Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yolca, hayvanlardan da şaşkın ve sapkın.
Görmedin mi Rabbini, nasıl uzatmıştır gölgeyi?
Eğer dileseydi, onu elbette hareketsiz kılardı.
Sonra nasıl Güneş'i ona delil yapmışız!
Sonra nasıl tutup onu ağır ağır kendimize çekmişiz!
O'dur sizin için geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan.
Gündüzü, dağılıp yayılma zamanı yapan da O'dur.
O gönderdi rüzgârı bir müjde olarak rahmetinin önünden.
Biz indirdik gökten tertemiz bir su ki.
Onunla ölü bir beldeyi diriltelim ve onunla,
yarattıklarımızdan bir takım hayvanları ve birçok insanları sulayalım.
Rahmetim ve azabımın hakkı için ,
onu ( yağmuru ) bölgelerde çeşitli biçimlerde dolaştırdık ki öğüt alabilsinler.
Ama insanların çoğu sadece nankörlükte ısrar etmektedir.
Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.
Kulum artık inkârcılara boyun eğme, onlara karşı Kur'an ile zorlu bir cihat aç.
( Kur'an ayetlerimle dinlemeselerde ısrarla nasihat et ki; Ayetlerimi işittiklerine şahit olasın.
En büyük cihat Rabbinin zikrini işittirmektir.)
İki denizi birbiri üstüne salan O'dur. Bu, tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu, tuzlu ve acı.
Ve ikisinin arasında bir berzah, geçişi engelleyen bir perde koymuştur.
Sudan bir insan yaratıp, onu nesiller ve akrabalar halinde üreten O'dur. Rabbin çok güçlüdür.
Böyle iken Allahı bırakıp da kendilerine ne menfeat ne zarar edemiyecek şeylere tapıyorlar
O imansız, rabbinin aleyhine taraf oluyor.
Biz seni sadece müjdeleyen, uyaran ve doğru yolu gösteren olarak gönderdik.
De ki: "Onun karşılığında sizden bir ücret istemiyorum;
ancak Rabbine varmak için bir yol tutmayı dileyenler istiyorum."
O hiç ölmeyecek diriye, o Hayy olana dayanıp güven, O'nu överek tespih et!
Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter!
Gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri altı günde yaratıp sonra arş üzerinde egemenlik kuran O'dur.
Rahman'dır O. Haberdar olana sor O'nu! ( senin bilmediğini de, bilene! )
Onlara, "Rahman'a secde edin!" dendiğinde şöyle derler: "Rahman da neymiş?
Senin emrettiğin şeye secde eder miyiz hiç?" Ve bu söz onların nefretini artırdı.
Şanı yücedir o kudretin ki; gökte burçlar yarattı, orada bir kandil ve ışık yansıtıcı bir ay oluşturdu.
Geceyle gündüzü, öğüt almak isteyenlerle şükretmek isteyenler için, birbirini izler hale getiren O'dur.
Rahman'ın kulları, yeryüzünde kibirlenmeden yürüyen kişilerdir.
Cahiller onlara hitap edince, "Selam!" derler.
Geceleri, Rableri huzurunda secde ederek, ayakta durarak geçirirler.
Ve şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden uzak tut!
Doğrusu, onun azabı inatçı ve yapışkandır."
Ne kötü bir durak yeridir o, ne kötü bir dinlenme yeri!
Onlar harcama yaptıkları zaman ne savurganlığa saparlar ne de cimrilik ederler.
O ikisi arasında bir dengededir bu!
Onlar Allah'a olan idadetlerinde bir başkasını ortak koşmazlar ve Allahtan başkasınada çağırmazlar.
Allah'ın haram kıldığını yaparak nefsi arzularını öldürseler ikincisini tekrarlamazlar.
Her kimde inatla devam ederse, cezayı hak edenlerden olur.
Kıyamet günü azap kendisi için kat kat artırılır da hor ve ezik halde ebedi kalır.
Tövbe ederek inanan, Rabbin rızasını dileyerek işlerini yapan müstesna.
Allah, böylelerinin kötülüklerini güzelliğe dönüştürür. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.
Kim tövbe edip hayra ve barışa yönelik iş yaparsa,
hiç kuşkusuz tövbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner.
Onlar yalana tanıklık etmezler/yalan söze kulak vermezler.
Boş lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla geçip giderler.
Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, görmemezlik ve duymamzlıktan gelmezler
kör ve sağır değildirler, gördüklerini ve duyduklarını uygularlar.( boğuntuya getirmezler.)
Onlar şöyle yakarırlar: "Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla.
Bizi takvaya sarılanlara önder kıl."
İşte bunlar, sabretmiş olmalarına karşılık yüksek konaklarla ödüllendirilirler.
Ve o konaklarda sağlık dileğiyle ve selamla karşılanırlar.
Orada sürekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"
De ki: "Duanız/davetiniz yoksa, siz teslim olmazsanız, Rabbim sizi ne yapsın?
Yalanladınız; bu yüzden azap kaçınılmaz olacaktır."
 
Okuyup; Anlamadığınız, Ayetlerin nesini yalanladınız.
Rabbim cümlemize: Basiret versin.
Sevgi ve Saygılar.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

1 yorum yazılmıştır

Yazan:gokaytufan@yahoo.com | Tarih: 2009-10-25 00:04:38
Konu: selam olsun

çok gerekli olan ayet meallerini istifademize sunmuşsunuz.
ellerinize sağlık mümin kardeşim...

Bağlantı » »

« ÖNCEKİ :: SONRAKİ »

DOĞRULAR CENABI ALLAH'TAN,YANLIŞLAR BENDENDİR Öğüt almasını bilen insan akıllı insandır... Arzulara ve eşyaya ulaşmak insana mutluluk vermez.. Eşyaya sahip olmanın mutluluğu bir sonraki sürümü çıkıncaya kadardır. Arzusuna kavuşan, yeni bir mutsuzluğun, kapısını aralamış olur... Sonsuz mutluluğun anahtarı, Başkalarının mutluluğunda gizlidir.. Bir başkasını mutlu etmekle mutlu olan, Her mutlu ettiği insanda, yeni bir mutluluk bulur...

Son Yazılarım

Bir dileyen vardır elbet!
Selam Sevgili dostlar.
Can Simidi
VARLIĞI KABUL EDİLMEYEN IRK MAYMUNİNS'LER
ALLAH'(c.c.)IN GAZABINDAN EMİNMİ OLDUNUZ?
ÇİVİLİ FIÇI
HAK'KI BATIL'DAN AYIRAN.
Dilediği zaman dilediğini yapan, O.
TABAK SEVDİĞİ DERİYİ YERDEN YERE ÇARPAR.
Eşek semeri sahiplense ne fayda: Eşeğinde, semerinde sahibi var.
KÖRLER VE SAĞIRLAR, BİRBİRİNİ AĞIRLAR.
BİR DE! BENİ DİNLE!
DAHA ÖNCE SAPITANLAR GİBİ NASILDA SAPKINLIĞI TERCİH ETTİNİZ?
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK
Film Bitti
Ey Yolcu
VAHŞET
Ayıkın Artık
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal
Kır Gönlünün Put'larını
Kadın ve Zinet
HAYIRLARA GİTSİN
ŞEYTANI AZDIRAN RAB'BİM KULLARINI İSLAH ET
CAHİL'LİKTEN DİNSİZ, İMANSISLAR
Aldanma

Bağlantılarım

HAK'KI BATIL'DAN AYIRAN. - hak yol - Blogcu




hak yol

Canlı Radyo Dinle

5000 den fazla radyo kanalını canlı dinleyin.

HAYAT OYUN VE EĞLENCEDİR İYİ EĞLENCELER. HAYAT OYUN VE EĞLENCEDİR İYİ EĞLENCELER.