Selam Dostum;
Günümüze kadar cenabı Allah'ı ve Hz. Kur'an'ı, Cezalandırıcı, intikamcı,
Korkutucu, Yakıcı,yıkıcı olarak kasıtlı bir şekilde,Tefsir edilerek insanların Cenabı HAKK'tan
ve Hz. KUR'AN dan korkup uzaklaşması sağlanmıştır.
Bu kur'an arapça yazılmasına karşılık arapların
anlamaması, basiret bağlılığı değildir!
İslam araplara ve arapça duyurulmasına karşılık, Araplar pek azimli değildi!
Cenabı Allah İslamı dünyaya yayma ve yüceltme şerefini Osmanlıya ve torunları olan bizlere layık görmüş; Allah'(c.c.)ın askeri ve halifesi türkler olmuştur.
Hz. KUR'AN nın ismi ve ayetlerdeki bir çok deyimin türkçe
olduğunu görürsünüz' ( KURAN ) BİR SİSTEME GÖRE DÜZENLEYİP HAREKETİ SAĞLAYAN TASNİF EDEN « kurucu »
Hz. Kuran araplara inmekle beraber sadece araplara inmemiştir!
Mekansız ve zamansızdır!
Arapçadan meal etmekle anlayamayız!
Rabbim cümlemize, Rahmet ve Merhamet etsin...
Nâzi’ât SURESİ
(Mekke döneminde inmiştir. 46 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki
“en-Nâzi’ât” kelimesinden almıştır. Nâzi’ât burada, “söküp çıkarma” demektir.
Sûrede başlıca, doğuş,ölüm ve dirilişten bahseder.
Bu Ayette kuranın bir mücizeye işareti açıklanmıştır!)
Bismillahirrahmânirrahîm
1. O daldırıp nez'edenlere
( « Çocuk yapma » hevesiyle sokup çıkaranlara ve
(Meniyi) söküp çıkaranlara.
2. Ve usulcacık çekenlere
( « Meniyi » incitmeden cekip « Rahme » ulaştıranlara,
3. Ve yüzüp yüzüp gidenlere
( « Bu meninin için de » yüzüp yüzüp gidenlere « spermlere,»)
4. Derken yarışıp geçenlere
( « Yumurtaya ulaşmak için » Derken yarışıp geçenlere)
5. Derken bir emir çevirenlere kasem olsun ki.
( Bu işi yapanlara (Birleşenlere)
6. O gün ki sarsar râcife
( İlk boşalmanın tazzikiyle, O zamanında bir sarsıntı olur bedende.)
7. Onu velyeder o râdife
( İkinci tazzikin ardından bir titremeyle sarsılır beden.)
8. Yürekler o gün oynar kaygıdan
(Boşalmanın verdiği rahatlıktan sonra gönlüne bir ürperti gelir;
« Kendiside böyle meydana gelmiştir!»)
9. Gözleri kalkmaz saygıdan
( Gevşeyen vücudunda göz kapakları kapanır ölüm ve diriliş gelir aklına!)
10. Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecekmiyiz o hufrede
( Bu « rahimdeki sperm » gibi dirilecekmiyiz tekrardan.)
11. Ya' ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?
( Kemiklerimiz çürüyüp ufalanmış parçalar olduktan sonra,« Bu akıttığımız suyun
rahim çukurunda hayat bulduğu gibi bizlerde kabir çukurunda dirilecekmiyiz
tekrardan!»)
12. O dediler: o halde husranlı bir dönüş
( Bu günahlarımızla vay halimize dediler.)
13. Fakat o zorlu bir kumandadır
( Bu kaçınılmaz bir oluşum. Sadece bir komutla!)
14. Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır
( Emir geldiği zaman, Herkes iştimadadır..)
15. Geldi ye sana Musânın kıssası?
( Musânın olayını duydunmu?)
16. O vakıt ki ona rabbı nidâ etmişti o mukaddes vadîde: Tuvada
17. Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı
18. De ki: istermisin temizlenesin?
19. Ve Rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?
( Rabbini tanımanda kılavuz, yol gösterici ( Hidayetcin) olayım mı?)
20. Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.
( « Hz. Musa (a.s.) zamanında menideki spermden bahsetmek bir mücizedir.
''meni başlı başına mücize!''
Güneşin altında meninin içinde yüzen spermler koşuşan yıldızlar gibi parlar.»
Spermleri göstererek işte bu küçük yaratıklardan rabbim insanı yaratıyor der.)
21. Fakat o tekzîb etti, isyan etti
( Firavun; Bu bir saçmalık dedi, Musayı yalanladı.)
22. Sonra koşarak idbara gitti
( Hakka yönelmedi. Arkasını dönerek batılı seçti, kaybeden oldu.)
23. Derken mahşerini topladı da bağırdı:
( Halkını toplayıp nutuk attı!)
24. Benim en yüksek rabbınız, dedi
25. Allah da onu tuttu sonuna önüne nekâl olmak üzere tenkîl ediverdi
( Allah onu alemlere ibret olacak şekilde dünyada cezalandırdı, ahirettede
cezalandıracak.)
26. Şübhesiz ki bunda bir ibret var, saygı duyacaklar için
( Şüphesizki bunda, Takva'ya erecekler için bir ibret var.)
27. Sizmi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Semamı? O «Allah» onu bina etti
28. Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu
29. Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
30. Ondan sonra da arzı döşedi
31. Ondan suyunu ve merasını çıkardı
32. Ve dağlarını oturttu
33. Sizin ve davarlarınızın intifa'ı ( faydalanması) için
34. Fakat geldiği vakıt o «tâmmei kübrâ»
( Fakat geldiği vakıt o acı çığlığın zamanı!« İlk çığlığı insan doğduğu gün atar!
İkinci çığlığınıda kabirlerden çıkarıldığı gün atacak »)
35. O insanın neye koştuğunu anlıyacağı gün
( Vadedilen kıyametin gerçekte ne olduğunu gördüğü vakit.)
36. Ve Cahîm hortlatıldığı vakıt, görür kimseler için
( Cehennem ateşinin canlandırılmasını O vakit görür.)
37. Artık herkim azgınlık etmiş,
( Herkim vadedilen bu günü göreceğini, inanmadan yaşamıssa!)
38. Dünya hayatı tercih eylemiş ise
( Dünyanın nimetlerine aldanıp bu günü yalanlamışsa!)
39. muhakkak Cahîmdir onun varacağı
(Cehennem çukurudur onun mekanı.)
40. Herkim de rabbının makamından korkmuş ve nefsi hevadan nehy eylemiş ise
( Kim ki rabbini göreceği günü ümidedip, Nefsinin arzularını dinlememiş
takvalı « Her an rabbini görürmüşcesine saygılı » yaşamışsa!)
41. muhakak Cennettir onun varacağı (mekanı)
42. Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?
( O saatin ne zaman geleceğini sana soruyorlar.)
43. Nerde senden onu anlatması?
( Sen nerden bileceksin onun vaktini! « O ilim sende ne gezer.»)
44. Rabbınadır onun müntehası
( Son vaktine kadar Onun ilmi Rabbine aittir.)
45. Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların
( Sen ancak bildirir tebliğ edersin Ondan korkacaklara)
46. Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar
kaldıklarını sanırlar.
.
0 yorum yazılmıştır